HÜCRE

İNSANLARDA BÜYÜME VE GELİŞME

..........vb.....



HÜCRE

Öğretmeniniz ile birlikte bir kuru tüm soğanı ve 4 e bölünmüş halini çizdireceksiniz. Etli yapraklarını ayırttırıp bir zar çıkarıp büyüteçle inceleyip gördüklerinizi yine çizdireceksiniz. (ressam olamamak elde değil ) Size  şu soruyu öğretmeninizin sorması lazım. "Sizce daha küçük parçalar var mı? Ne görmeyi umuyorsunuz?” bu sorunun cevabı konusundaki düşüncenizi size çizdirecek iyi bir tahminde bulunun ama ünitenin ismi size rehberlik edecektir :)

Bilgi:İncelenmesi en kolay hücrelerden biri soğan zarı hücresidir. Çünkü, soğan zarı saydam ve hücreleri büyüktür. Üzerine iyot çözeltisi damlatılan soğan zarı, basit bir mikroskop yardımıyla incelendiğinde hücrenin temel kısımları görülebilir. İyot çözeltisi, hücrenin kısımlarını boyayarak belirginleşmesini sağlar.

 Bir soğan hücresini mikroskopta aşağıdaki şekilde inceleyeceksiniz;

Sonra çıkardıkları soğan zarını üç parçaya ayırıp, her birini ayrı lam üzerine koyup, damlalık yardımıyla 1. lama bir damla su, 2. lama 1 damla siyah mürekkep, 3. lama 1 damla yeşil  gıda boyası veya metilen mavisi damlatarak üzerlerini lamel ile kapatacaksınız ve hazırladığınız preparatı mikroskopta inceleyeceksiniz.. Gözlem sonuçlarını bir tablo üzerine kaydedip ve gördüğünüz şekilleri aşağıdaki tabloya çizeceksiniz.

   Bu deney sonucunda öğretmen “Sizce tüm canlıların yapısı gördüğünüz şekilde midir?” sorusunu sorarak bir tartışma başlatacak.

Dikkat:

*Tabloya gözlemlerinizi doğru yazınız.

*Öğretmenizin sorduğu soruların cevabı hakkında mutlaka fikir yürütün ve bunu paylaşın.

*Mikroskopta  bir cismin nasıl incelendiğine dikkat edin

 

 

BİTKİ

HÜCRESİNDE

HAYVAN HÜCRESİNDE

BİTKİ VE HAYVAN HÜCRESİNDE

Hücre zarı

 

 

 

Hücre duvarı

 

 

 

Kloroplast

 

 

 

Sitoplazma

 

 

 

Mitokondri

 

 

 

Çekirdek

 

 

 

 

İNSANLARDA BÜYÜME VE GELİŞME

 

CANLININ ÖZELLİKLERİ VE GELECEĞİNDEN SORUMLU YAPI: Canlının ortak özelliklerinden biri de çoğalmadır. Canlılar nesillerini sürdürebilmek için çoğalırlar. Çoğalma olayına, üreme de denir. Üreme, canlıların kendilerine benzer yeni bir canlı oluşturmasıdır.
Çoğalma (üreme) olayının temel amacı türün sürmesini sağlamaktır.
 

CANLILARIN KENDİLERİNE BENZER CANLILAR OLUŞTURMASI:
Eşeyli üreme: Eşeyli üreme, üreme hücreleri olan dişi ve erkek gametlerin birleşmesiyle olur. Bu üremede erkeklerdeki sperm hücresi, dişilerdeki yumurta hücresini döller. Döllenmiş yumurta hücresi (zigot) gelişmesini tamamlayarak yeni bir birey oluşturur. İki değişik gametin birleşmesiyle olan bu üremeye, eşeyli üreme denir.
Çiçekli bitkilerin hepsinde eşeyli üreme görülür. Kara ve suda yaşayan hayvanların çoğu eşeyli olarak ürer.
Eşeyli üremede sperm ve yumurta hücreleri “n” sayılarda birleşerek “2n” sayıda kromozom taşıyan zigot oluşur. Zigot gelişerek embriyoyu oluşturur. Embriyo da gelişmesini tamamlayarak yavru canlıyı oluşturur.
Eşeyli üreme ile değişik gen kombinasyonlarındaki gametler birleştiği için canlılarda çeşitliliğin oluşması sağlanır. Eşeyli üreyen canlılar, ortam koşullarındaki değişmelere çok çabuk uyum sağlar. Canlının uyum özelliği artar.

Zigottan embriyoya, yavruya, ergine doğru gelişme


-Embriyonun geliştiği ortam, bu ortamda embriyo için oluşan plasenta:Zigotun embriyoyu oluşturması döl yatağında olur. Zigot, embriyoyu oluşturmak için mitoz bölünmeler geçirir. Zigot, mitoz bölünmeyle önce iki hücreli, daha sonra dört hücreli, sekiz hücreli olacak biçimde katlanarak hücre sayısını arttırır. Oluşan hücre yığını küreye benzer bir biçim alır. Daha sonra hücreler kenara çekilerek içi boş topu andıran bir şekil alır. İlerleyen evrelerde bazı bölgelerdeki hücreler içe çökmeye başlar. Bunun sonunda hücre tabakaları oluşur. Bu tabakalar, dış deri, iç deri ve orta deri olarak bilinir. Gelişmenin ileri evrelerine doğru bütün dokular bu tabakalardan oluşur.


Gebeliğin ilk haftalarında embriyonun çevresinde koruyucu zardan döl yatağına doğru uzantılar oluşur. Bu uzantıların içinde kılcal damarlar bulunur. Bu uzantılar ile bu bölgedeki uterus duvarının dokularına, plasenta denir. Plasenta ve embriyo göbek bağı ile birbirine bağlıdır.
Zigotun arka arkaya bölünmeler geçirmesiyle oluşan embriyo, anne karnında plasentadan gelişmesini tamamlar. Embriyonun beslenmesi ve gelişmesi için plasenta oldukça elverişli bir yapıdır.
Embriyonun besin alış verişi plasentadan sağlanır. Plasenta, yavru doğana kadar anneden besin ve oksijen taşımakla görevlidir.
-İnsanda yavru olana kadar embriyo nasıl korunur, beslenir, solunum yapar, büyür ve gelişir?: Embriyonun gelişmesi sırasında gerekli olan bütün maddeleri plasenta aracılığı ile anneden alır. Artık maddeleri de plasenta yoluyla anneye verir. Anne karnında gelişmesini tamamlayan yavru doğum yoluyla dünyaya gelir.
Embriyonun anne karnında sağlıklı gelişmesi için dikkat edilmesi gereken hususlar şu şekildedir:
-Öncelikle anne kendi sağlığına dikkat etmelidir.
-Anne dengeli ve düzenli beslenmelidir.
-Annenin aldığı alkol ve uyuşturucular da embriyonun gelişmesini olumsuz yönden etkiler. Alkol ve uyuşturucu kullanan gebe annelerin bebeklerinde bedensel gerilik ve zeka gelişiminde anormallik görülür.
-Anne, gebeliği süresince kesinlikle röntgen çektirmemelidir. Röntgen ışınları embriyonun gelişmesini olumsuz etkileyerek sakat doğumlara neden olur. Özellikle de gebeliğin ilk aylarında çekilen röntgenin embriyoya olan olumsuz etkisi oldukça fazladır.
Annenin sigara içmesi anne karnındaki embriyoyu olumsuz etkiler. Sigara içen anne yeterince oksijen almadığından anne karnındaki bebek de (embriyo) oksijensiz kalır. Bunun sonucunda bebeğin beyin gelişiminde gerilikler olur.
-Annenin gebelik süresinde geçirdiği ateşli hastalıklar da bebeğin gelişimini olumsuz etkiler.
-Anne gebelik süresince doktor önerisi olmadan ilaç kullanmamalıdır.

 

 BÜYÜME VE GELİŞME NELERDEN ETKİLENİR?:

 

Bütün canlılar büyür. Canlının hücre sayısının ve boyutlarının artmasına, büyüme denir. Canlının büyümesi ile birlikte yeteneklerinin artmasına ise gelişme denir.
Büyüyüp gelişen canlı erginleşerek üreme yeteneği kazanır.
-Sağlıklı büyümemiz ve gelişmemiz için neler önemlidir?:
-Yeterli ve dengeli beslenme: Vücudumuzu oluşturan doku ve organlarımızın uyum içinde büyüyüp gelişmesi gerekir. Sağılıklı gelişme olmadığı zaman vücudumuzda ruhsal ve fiziksel bozukluklar oluşur. Sağlıklı yaşama, dengeli beslenme ile olur. Dengeli beslenme değişik besin maddelerinden gerektiği kadar almakla olur.
Büyüme ve gelişmede genetik etmenlerin yanı sıra beslenme de önemlidir. Yetersiz ve dengesiz beslenenlerde gelişim bozuklukları görülür.
Kişinin günlük tükettiği enerjiden daha az enerji alacak biçimde beslenmesine, yetersiz beslenme; besinlerin tek yönlü alınmasına da dengesiz beslenme denir.
Aşırı beslenme, günlük tüketilen enerjiden daha fazla enerji alacak biçimde besin alınmasıyla ortaya çıkar ve şişmanlığa yol açar.
Yetersiz ve dengesiz beslenme gibi aşırı beslenme de sağlık sorunudur.
Bazı nedenler sindirim organının sağlığını bozabilir. Bu durumda düzenli beslenmek ve sağlıklı olmak zorlaşır.
Sindirim sisteminin sağılığını bozan nedenler:
-Yediğimiz besinlerin çok sıcak veya çok soğuk olması.
-Yemeklerin aşırı baharatlı olması.
-Çok ekşi veya çok acı yiyecekler.
-Yıkanmamış veya temizlenmemiş sebze veya meyveler.
-İçki ve sigara.
-Yanmış yağlarla hazırlanmış yiyecekler.
-Bayat ve çürümüş yiyecekler.
-Temizlik: Kişisel temizlik ve yaşanılan ortamın temizliği sağlıkla yakından ilgilidir. Temiz olmayan ortamlar birçok mikrobun kaynağıdır. Sağlığın korunması için düzenli olarak vücut temizliği yapılmalıdır. Ayrıca, yiyeceklerin de temiz olmasına dikkat edilmelidir.


Uyulması gereken kişisel temizlik kuralları şunlardır:
-Yemeklerden sonra dişler fırçalanmalıdır. Diş sağlığına gereken önem verilmelidir. Çok sıcak ve çok soğuk yiyeceklerden kaçınılmalıdır. Fazla şekerli yiyeceklerden kaçınılmalıdır. Dişler ile sert kabuklu yiyecekler kırılmamalıdır. Çürükler görüldüğündü diş doktoruna gidilmelidir.
-Yemek öncesi ve sonrası ve tuvaletten çıkıldığında eller sabunlu su ile yıkanmalıdır.
-Haftada en az bir defa banyo yapılmalı ve çamaşır değiştirilmelidir.
-Haftada bir kez el ve ayak tırnakları kesilmelidir.
-Temiz olmayan yiyecekler yenmemelidir. Meyve ve sebzeler yıkanmadan yenmemelidir.
-Yaşanılan ortamın temiz olmasına dikkat edilmelidir.
-Soğuktan korunmalı, içilen suyun temiz olmasına özen gösterilmeli, mikroplu sular ile oynanmamalıdır.
-Dinlenme: Uyku dinlenmenin en iyi şeklidir. Uyku sırasında tüm organlar dinlenir. Beyinin dış ortamla bağlantısı kesildiği için tam bir dinlenmeye girer. İstemli çalışan kaslar ve gözler dinlenir. Ayrıca diğer organ ve dokuların da etkinlikleri azalır. Örneğin; solunum yavaşlar, daha düzenli nefes alınır, kan basıncı düşer.
Uykuda sentez ve onarım işlemleri gerçekleştirilir. Sinir hücrelerinde protein yapımı hızlanır. Büyüme hormonu düzeyini arttırarak büyüme ve onarımı olumlu yönde etkiler. Sağlıklı ve yetişkin bir insanın günde 7-8 saat uykuya ihtiyacı vardır. Küçük çocukların daha uzun süre uyumaları gerekir. Çocukların 6-8 yaşlarında 11-12 saat, 9-10 yaşlarında 9-10 saat uyumaları gerekir.
Uyuma karanlık ve sessiz ortamda olmalıdır.
Uykunun dışında müzik dinlemek, resim yapmak, kısa yürüyüşler yapmak gibi etkinlikler de dinlenmede önemlidir.
-Spor: Spor, sağlıklı yaşamın temel kurallarında biridir. Spor yapmak kan dolaşımı ve solunumu hızlandırır. Hızlı dolaşan kan damar çeperlerinde yağ birikimine engel olur. Spor yaparken damarlarda kan dolaşımını engelleyici giysiler giyilmemeli, iskelet yapısını aşırı derecede zorlayıcı sporlardan uzak durulmalıdır.
Spor, kasları geliştirir, kalbin düzenli çalışmasını sağlar, vücudu dinlendirir.
Masa başında çalışan hareketsiz insanlarda şeker hastalığı, kalp hastalığı ve şişmanlık sık görülür. Bu nedenle spor yaparak hareketlilik sağlanmalıdır.
Spor yapan kişilerin içki ve sigaradan uzak durmaları gerekir.
Sporun beden sağlığı yanında kişilik geliştirmeye ve ruh sağlığına olumlu etkileri vardır. Spor yapan bireyler, topluca çalışmayı, yardımlaşmayı; davranışlarını ve heyecanlarını denetim altına almayı öğrenirler.
Düzgün ve sağlıklı bir vücut için duruş, oturuş biçimlerine dikkat edilmesi gerekir. Sına sandalye ve masada eğri oturmak, ayakta iken eğik durmak iskelet yapısına olumsuz etki yapar. Böyle durumlarda kamburluk ve kemiklerin yanlış biçim alması gibi iskelet bozuklukları oluşur.
-Serbest zaman etkinlikleri: Yeni ve değişik etkinlikler yaparak kendimizi, çevremizi ve ailemizi tanımamıza imkan sağlayan serbest zamanlar yaşantımızın çok önemli bir parçasıdır.
-Olumlu psikolojik etkiler: Sağlık, yalnızca hasta veya sakat olmakla değil bedensel, ruhsal ve sosyal yönden tam bir iyilik durumudur.
Beden sağlığı ruh sağlığını da etkiler. Bunlardan biri bozulduğu zaman diğeri de etkilenerek bozulur. Aile içerisindeki sevgi, saygı ve hoşgörüye dayalı ilişkiler kişinin ruhsal ve kişilik yönünden gelişimini etkiler. Sevgiye dayalı, tutarlı ilişkiler kişinin sorunlarını kolayca aşmasını sağlar.
Gençlik (ergenlik) döneminde anne, baba ve öğretmenlerin bu dönemin özelliklerin bilerek hoşgörü ile yaklaşmaları çocuğun olumlu yönden etkilenmesini sağlar. Çocuğu dinlemek, bazı konularda görüşünü almak, kendisi ile ilgili konularda karar vermesini sağlamak çocuğun kendine güvenini arttırır.
 


ÇOCUKLUKTAN ERGİNLİĞE DOĞRU DEĞİŞME:

 

İnsanların büyüyüp gelişmesi diğer canlılara göre değişiklik gösterir. Bu değişikliklerden biri de ergenlik dönemidir. İnsanların çocukluktan yetişkinliğe geçiş sürecini, ergenlik dönemi denir.
İnsanların anne karnından başlayarak ölünceye kadar geçirdiği dönemler:
1.Doğum öncesi dönem.
2.Çocukluk dönemi.
3.Gençlik (ergenlik) dönemi.
4.Yetişkinlik ve yaşlılık dönemi.
-Doğum öncesi dönem: Gebelik süresince anne karnındaki dönemdir. Bu dönem doğuma kadar sürer. Bu süre yaklaşık 40 haftadır.
-Çocukluk dönemi: 0-12 yaş arasındaki dönemdir. 0-1 yaş arasındaki bebeklik süresi de bu dönemin içindedir. Çocukluk döneminde çocuğun boyu ve kilosu artar. Çocuk yürümeye başlar, çevreyi ve çevredeki araçları tanır. Oyun oynar ve okula başlar. Çocukluk döneminde 6-12 yaşlar arası okul dönemi olarak kabul edilir.
-Gençlik (ergenlik) dönemi: Ergenlik dönemi gençlik döneminin başlangıcıdır. Kişiliğin oluşması bakımından oldukça önemlidir.
Ergenlik döneminin başlangıcı çocuğun yaşadığı iklim şartlarına göre değişir. Ergenlik dönemine sıcak ülkelerde daha erken yaşlarda girilir. Bu dönem ortalama olarak 12-21 yaşları arasındadır. Kız çocukların erginliğe girmeleri erkeklere göre 2 yıl daha önce başlar.
Ergenlik dönemindeki değişmeler çok hızlı olur. Ergen hem ruhsal hem de bedensel değişiklikler içindedir. Kız ve erkekte boy uzar, bütün organlar gelişir. Bu dönemi yaşayan gençlerde sinir gerginliği, iç sıkıntıları ve heyecan gibi sorunlar görülür.
Ergenler dönemindeki kızlarda oluşan bedensel değişiklikler şunlardır:
-Boy uzar.
-Kilo artar.
-Koltuk altı ve cinsel organlarda kıllanmalar olur.
-Göğüsler belirmeye başlar.
-Kaslar, erkeklere göre daha yavaş gelişir ve narindir.
-Derilerin erkeklerin derilerine oranla daha incedir.
-Vücut hatları belirgin durum almaya başlar.
-Yüzde sivilceler çıkabilir.
-Üreme organları gelişir.
-Yumurta oluşmaya başlar. Olgunlaşan yumurta biraz kanla birlikte dışarıya atılır. Bu dönemi, ay hali veya regl hali (adet kanaması) denir.
Ergenlik dönemindeki erkeklerde oluşan bedensel değişiklikler şunlardır:
-Boy uzar.
-Kilo artar.
-Koltuk altı ve cinsel bölgelerde kıllanmalar olur.
-Kaslar, kızların kaslarına oranla daha fazla gelişir.
-Derilerin kızların derilerine oranla daha kalındır.
-Gırtlak gelişir, ses kalınlaşır ve gırtlak kemiği önde belirgin olarak görülür.
-Yüzde sivilceler çıkabilir.
-Üreme organları gelişir.
-Spermler oluşmaya başlar.
Ayrıca ergenlik döneminde ruhsal değişmelerde olur. Kişi bu dönemlerde, düş kırıklığı ve çelişkiler yaşayabilir. Baş ağrısı, hırçınlık, bencillik gibi olumsuzluklar görülebilir. Bir süre sonra bu durum düzelir. Davranışlarda taşkınlık, içe kapanıklık gibi değişiklikler olabilir.

....................diye devam eder.......